MODD/report
Hayata Yön Veren Son Sözler

Hayata Yön Veren Son Sözler

23 Ocak 2014 • REPORT, YAŞAM VE STİL

Birçok yazar hayatları boyunca yazdıkları eserlerle bizlere ışık olmuşlardır. Ancak bazı yazarlar ve düşünürler vardır ki, hayatları boyunca yazdıkları dışında, son sözleriyle de birçok detaya ve yanlışa ışık tutmuşlardır. Birçok yazar belki de intiharı kendilerini son ifade etme şekli olarak görmüş olacak ki, söyledikleri sözler hala daha insanlarda farklı duygular ve düşünceler uyandırabilmektedir. İşte tarihe mal olmuş bazı ünlü yazarların intihar etmeden önce söyledikleri son sözleri.

 Amerikalı Gazeteci yazar Chris Chubbuck (15 Temmuz, 1974)

Sansasyon yaratacak şekilde bir canlı yayında kafasına ateş ederek kendini öldürmüştür. Son sözleri, “Ve şimdi, Kanal 40’ın size her zaman en son şiddet olaylarını sunduğu yayın politikasına bağlı kalarak, canlı renklerle bir ilki daha göstermek üzereyiz… Bir intihar girişimi.”

 Fransız yazar, yönetmen ve senarist Romain Gary (2 Aralık 1980)

Eski eşi Jean Seberg’in 1979’daki ölümünün etkisiyle intihar etmiştir. Son sözleri, “Çok eğlendim, hoşça kalın ve teşekkürler!” olmuştur.

 Fransız yazar Nicolas-Sebastien Chamfort  (1794)

Birçok kez intihar teşebbüsünde bulunun Chamfort sonunda istediğini yapmaya çok yaklaşmış ancak ölmemiştir, bunun yerine bilinmeyen bir hastalık sonucu 8 ay sonra hayata gözlerini yummuştur. Son sözleri, “Ve kalbin kırılması ya da kurşuna dönmesi gereken, bu dünyadan göçüyorum.”

 Rus şair Sergei Yesenin (27 Aralık 1925)

Psikolojik bir rahatsızlık yaşadı ve bir ay akıl hastanesinde kaldı. Noel için hastaneden çıkarıldıktan birkaç gün sonra İngiltere de, oteli’ndeki odasında kendini asarak intihar etti. İntiharından bir gün önce bileklerini kesip kendi kanıyla Mayakovski’ye yazdığı veda şiiri bulundu. Son sözleri, “Hoşça kal dostum, hoşça kal. Aşkım, kalbimdesin. Ayrılmamız da bir kader. Çok geçmeden bir araya gelecek olmamız da. Hoşça kal: El sıkışmaya gücüm yok. Üzülmek, kaş çatmak yok. Şu anda ölmek yeni bir şey değil. Çünkü yaşamak da yeni değil.

 Amerikalı şair Hart Crane (27 Nisan, 1932)

Yaşamındaki huzursuz iç dünyası ve yıkıcı ilişkilerden kurtulmak için içkiye sığınan Crane,  Orizaba buharlı gemisinden atlayarak bağırdı. Son sözleri, “Hepiniz hoşça kalın!”

 Amerikalı yazar Charlotte Perkins Gilman  (1934)

Gilman, ölme hakkının savunucularındandı. Belki bu yüzdendir ki aşırı doz kloroform alarak intihar etmiştir. Son sözleri, “İnsan artık bir işe yaramadığında, kaçınılmaz ve yakın bir ölümden emin olduğunda, yavaş ve feci bir ölüm yerine hızlı ve kolay bir ölüm seçmek en basit insan haklarından biridir. Kloroformu kansere tercih ettim.”

 Amerikalı yazar Robert E. Howard  (1936)

Viola Garvin’in  (The House of Caesar) şiirinden bir alıntı yaparak intihar eden Howard’ın, ölümünden bir gün sonra annesi de ölmüştür. Son sözleri “Herkes kaçtı ve her şey bitti, öyleyse beni odun ateşinin üzerine koyun… Şölen bitti ve fenerler söndü.”

 Alman yazar Heinrich von Kleist  (1811)

Sevgilisi “Henrietti Vogel” rahim kanseri olduğunu  ve tedavi şansının bulunmadığını Kleist’e açıklayınca Kleist, sevgilisiyle birlikte bir karar alır ve intihar anlaşması yaparak hayatlarına son verir. Kız kardeşine bir intihar notu bırakan Kleist’in son sözleri, “Bütün dünyayla – ve her şeyden önce seninle – uzlaşmadan sevgili Ulrike, şu anda olduğu gibi rahat ve huzurlu ölemem. Bana yazdığın mektupta başvurduğun güçlü ifadelerden vazgeç. Bırak onların hükmünü kaldırayım. Gerçekten de beni kurtarmak için gücünün yettiği her şeyi yaptın, yalnızca bir kız kardeş olarak değil, fakat bir insan olarak da yapılabilecek her şeyi yaptın. Gerçek şu ki, yeryüzünde hiçbir şey bana yardımcı olamaz. Ve artık hoşça kal, Tanrı sana benimkinin yarısı kadar olsa bile, keyifli ve tarifsiz mutluluk içerisinde bir ölüm bahşetsin. Bu senin için düşünebildiğim en içten ve en büyük dilek.”

 Japon romancı ve şair Yukio Mishima (1970)

Mişima Japonya’nın modernleşmesi ve geleneksel değerlerini yitirmesine karşı sert bir muhalefet tavrı gösteren ve samuray değerlerini savunan bir yazardı. Mishima, Japonya Silahlı Kuvvetlerinin Tokyo’daki Ichigaya Kampını ziyaret etmiş, komutanı sandalyesine bağlamış ve İmparatorluğun haklarının yeniden tesis edilmesi için hazırladıkları manifestoyu ve taleplerini okuduktan sonra Mişima seppuku (geleneksel Japon intihar biçimi) yaparak intihar etmiştir. Tatenokai üyelerinden Hiroyasu Koga ise intiharın tamamlanması için Mişima’nın başını kılıçla kesmiştir.  Bir balkondan bağırarak son sözlerini  arkadaşına  söyledi, “beni duyduklarını bile sanmıyorum, “Tenno Heika banzai!” Yani, Majesteleri çok yaşa.

 İngiliz yazar Virginia Woolf ( 1941)

Perde Arası romanını yazdığı sıralarda artık kendini yeterince yetenekli hissetmiyor, yeteneğini kaybettiğini düşünüyordu. Her gün savaş korkusu ve yeteneğini kaybetmenin vermiş olduğu stres, dehşet ve korku sonucu ruhsal bunalıma girmiş, bir sinir krizi geçirmiş. Sussex’te evlerinin yakınlarında bulunan Ouse nehrine ceplerine taşlar doldurarak atlayıp intihar etmiştir. İntihar notunu kocası için evinde şömine rafına bırakmıştır. Son sözleri, “En sevdiğim, yeniden delireceğime eminim. O korkunç zamanların bir yenisini daha aşamayacakmışız gibi hissediyorum. Ve bu kez iyileşmeyeceğim. Gaipten sesler duymaya başladım ve odaklanamıyorum. Bu yüzden en iyisi gibi gözüken şeyi yapıyorum. Bana mümkün olan en büyük mutluluğu yaşattın. Benim için olunabilecek her şeyi oldun. Bu korkunç hastalık çıkıp gelene kadar iki insanın daha mutlu olabileceğini düşünmezdim. Artık daha fazla mücadele edemeyeceğim. Hayatını mahvettiğimi biliyorum, ben olmazsam çalışabilirsin. Çalışacağını biliyorum. Görüyorsun ya, bunu bile düzgün yazamıyorum. Okuyamıyorum. Demek istediğim o ki, hayatımdaki bütün mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı son derece sabırlı ve inanılmaz biçimde iyi oldun. Herkesin bunu bilmesini istediğim için söylüyorum. Eğer biri beni kurtarabilecek olsaydı, bu sen olurdun. Senin iyiliğinin kesinliği dışında her şey uçup gitti. Hayatını mahvetmeye daha fazla devam edemem. İki insanın bizim olduğumuzdan daha mutlu olabileceğini düşünmüyorum.”

 Sokrates (MÖ. 399)

Yunan felsefesinin kurucusu sayılan Sokrates, bazı Atinalı’lara karşı düşüncelerini ifade etmesi ve gençlerin ahlakını bozma suçlamaları sonucunda baldıran zehri içirilerek ölüme mahkum edilmiştir. Sokrates sürgüne gitme seçeneğine de sahipti (tabi ki felsefi -filozofik misyonunu bırakmak şartıyla) fakat Sokrates ölümü seçmiştir. Buna gerekçe olarak da, “eğer şimdi kaçarsam kendimi yalanlamış olurum” sözleriyle kendini ifade etmiştir. Sokrates’in son sözleri bir kitap olacak kadar uzundur ancak özetle,

“Ve şimdi, Atinalılar, savunmamı çoğunuzun sanabileceği gibi kendi adıma değil, ama sizin adınıza yapacağım, öyle ki sizlere tanrı armağanı olan beni, mahkum ederek bir yanlışlık yapmayasınız. Çünkü eğer beni öldürürseniz, gerçi bunu söylemek tuhaf olsa da, tanrı tarafından devletin başına sarılmış benim gibi bir başkasını daha kolay kolay bulamayacaksınız. Ve eğer bir adam her şeyi söyleyecek ve yapacak kadar güçsüzse her tehlike karşısında ölümden kaçmak için sayısız yol bulabilir. Zor olan, dostlarım, ölümden kurtulmak değil, kötülük yapmaktan kaçmaktır. Çünkü o, ölümden daha hızlı koşar. Ayrılma saati geldi ve kendi yollarımıza gidiyoruz; ben ölmeye, siz yaşamaya. Hangisinin daha iyi olduğunu yalnızca Tanrı bilir…”

Hayata Yön Veren Son Sözler

 

İlişkili Haberler

Yoruma kapalı

« »

Yukarı